Japonya NHK TV yayın programı “10 yaş duvarı”projesi raporu

İlkokul bir ve ikinci sınıfayken benzer problemleri pekiştirme amacıyla çalışan çocukların üç ve dördüncü sınıftan sonra yükselemediklerini gören İtoyama Hoca, orijinal eğitim yöntemini yarattı. Bu yöntem, matematik sorularını matematiksel işlemi kullanmadan resim ve şekil çizerek çözmektir. Soru cümlesini yavaş, yavaş ve dikkatlice okuyarak  resim ve şekil olarak imaja dönüştürme becerisinin düşünme becerisine denk geldiğini söylüyor.

“Aslında çocukların aralarında  fazla yetenek farkı yoktur. Kendi temposuyla yeteri kadar hazırlanarak hayatı da yaşasınlar” diyen Hoca, Donguri club’ u kurdu ve internet aracılığıyla verilen eğitim malzemeleri sayesinde bu yöntemi dershanelerde, ilkokullarda, evlerde kullananların sayısı  günden güne artmaktadır.

İtoyama Hocanın yazdığı Donguri sorularının, bazı özellikleri vardır. Cümle birkaç satır içinde bitecek şekildedir. Cümleciklerin içinden hayvan isimleri, böcek isimleri, fantezi yaratıklar çıkıp çocuğun hayal gücünü geliştirir.

Cümleler samimidir fakat mantık yapıları karışık olduğu için yalnızca dört işlem kullanılarak çözülmez.

Çocuklar, sadece cümleye göre sırayla resim çizmeye yönlendirilir. Çocuklar, sahneyi kafalarında canlandırarak çizmeye devam eder. Cümlelerin öğeleri teker ,teker boy gösterir ve sonunda dört işlemle çözülür.

Başta İtoyama Hoca olmak üzere, Japonya’nın dört köşesindeki dershanelerde çalışan öğretmenler, son senelerde çocukların değişmekte olduklarını ve tehlikeli bir noktaya geldiklerini hissettiklerini söylüyorlar.

Çocukların İşlemleri hızlı yapmalarına rağmen probleme geçtiklerinde cümledeki rakamları deneme yanılma yöntemi kullanarak uydurdukları; Cümlenin anlamı sorulduğunda da susup, dondukları, soruları çözemeyince de sinirlenip etrafta dolaşıkları, paniğe düştükleri ve düşünmeyi reddettikleri konusunda. Birçok öğretmen dikkat çekmektedir.

 Zamanı kavrayamayıp “A noktasından B noktasına kadar …saat sürer” cümlesini anlayamayanlar, “Birkaç nesneyi, birkaç kişiyle paylaşmak” durumu hayal edemeyenler de az değildir.

Çocukların eğitim ortamı olarak, basit bir işlemin “temel” diye pekiştirilene kadar tekrarlanması sonucu, çocuğa “kendi kendine düşünmek gücünü” kaybettirmeye yol açmaktadır. İtoyama Hocaya göre sadece doğru cevabı istenen eğitimi gören çocuklar, sadece ezberlediği konuları hatırlayabilirlerse soruyu çözer ve kendi kendine düşünme ihtiyacını duymadıkları için düşünme becerisini kaybederler. Ders dışındaki aktivitelerin çoğu da gerçek olarak “ezberlediklerini  hatırlamaya çalışmaktan” başka bir şey değildir.

(Türkiye’ deyse -şehir bölgelerinde)-yaşam alanlarındaki değişik tecrübelerin eksikliği de sorunlardan biridir. Günlük yaşamda aile çocuklarını arabayla, ya da okul  servisiyle götürüp getiriyor (Aile için de arabayı kullanmak rahat olduğu için). Ev- okul- kurs binalarının önünde kapıdan kapıya geçen hayat, aile içinde de ”Bunu yap, şunu yap” gibi kısa, kısa emir gibi yapılan diyaloglar gün geçtikçe  artmaktadır…

 

Donguri yönteminin özelliği

(1)   Mantıksal yapıyı belletme

Donguri yönteminin birinci etkisi, soruların (Japoncasını/Türkçesini) anlatan “mantıksal yapısı’nı resmi çizerek belletmedir. Burada “resmi çizmek ”sadece duygu eğitimi değil mantıksal anlamını da taşımaktadır. Cümledeki tüm kelimeleri resim- şekile dönüştürünce cümlenin anlamının doğru algılanmasına yol açar, mantıksal düşünme süreci görsel bir imaj olarak gösterilir ve bilinçli olur. Hem duygusal hayal gücü hem de mantıksal düşünme becerisi birbirinden kopmadan yetiştirilir.

“Japonya NHK TV yayın program”ında  ilkokullu bir kız biraz karışık bir matematik sorusunun resmini çizerek kendi kendine düşünerek ve deneyerek çiziyordu. Sadece okulda verilen işlemleri kullanmak değil, kendisine ait olan düşünceler ve tahminler de kullanarak  çözüme ulaşmanın canlı mutluluk durumunu sergiliyordu.

Kız bu çözüm sürecinde eğleniyormuş.  Daha önce matematiği sevmiyormuş, fakat resim ve şekil çizerek çözmeyi başarınca, matematiği sever olmuş.

 (2)”Soyut”a geçiş sürecini gerçekleştirir

 Donguri yönteminin başka bir etkisi de, uzun zaman içersinde kendini  gösterir.

Donguri sorularını çözmeye devam ederken, “somut düşünme”den “soyut düşünmeye” geçiş doğal olarak gerçekleşir.

Mesela, ilk başta somut olarak algılanan böcekleri teker teker çizen çocuk,  onları daha sonra O gibi veya * şeklinde ifade etmeye başlar yani  soyutlama şekilleri kullanır.  O sembolü kullanarak gerçekte  karşısında durmayan  böceği ifade etmek için  soyutlaştırmayı kendiliğinden yapmaya başlamış olur.

“Büyük sayı” kavramını kazandıran süreç de vardır.  İlk başta sorudaki rakamları  hepsi çizebilir. Fakat ilerde bin, on bin gibi rakamlar çıkmaya başlayınca teker teker çizmeden 10, 50, 100ü bir küme olarak çizmeye başlar. Büyük sayı kavramını öğretmek kolay değildir. Fakat Donguri yönteminde  kendi kendine uğraşarak büyük sayı kavramını fark eder .

Başka bir örneğe bakalım. Dört işlem kavramını kazandıran bir süreç de vardır. İlk başta teker, teker çizilen nesneyi “sayarak” cevabı bulan çocuk bir gün saymaktan bıkıp “toplama”yı kullanabileceğini fark eder.  “Toplama”ya devam ettikten sonra, bir gün  “çarpma”yı da kullanmayı akıl eder.

NHK yayınının programına çıkan kız, 3.sınıfta Donguri’ye başladığı zaman çarpma yapması gereken soruda kendi kendine çarpmayı kullanmak için karar veremeyip ellerini kıpırdatmadan duruyormuş. Çarpım tablosunu ezberlemesine rağmen çarpmayı nasıl uygulayabileceğini bilemiyormuş. Bu tip tecrübeler eğitim yerlerinde yaygın görülen davranış biçimidir. Bir çok öğretmen, soruyu çözmek için dört işlemden hangisini kullanacağını soran çocukların  sayılarının artmasını üzülerek söylüyor.

O kız, Donguriye yeni başladığı zaman deftere çizdiği nesneyi teker teker sayarak cevabını buluyordu. Birkaç ay sonra, teker, teker saymak yerine toplamayı kullanmaya başladı.  İşlemleri defterde görünür oldu. Yarım sene sonra, toplamayı tekrarlama yerine çarpmayı gerçekten anlayarak kullanmaya başladı. Toplama, çarpma işlemlerini ezberleme yoluyla değil kendi kendine  uğraşarak deneyerek kazandı.

Donguri yönteminde, öğretmen, veli, çözümü öğretmiyor. Çocuklar sadece resmi çizerek ipucunu alır.

İlk başta donguri yapan çocuk sorularda olan böcekleri, hayvanları istediği kadar detaylı ve güzel çizebilir. Çocuk buna ne kadar zaman harcarsa harcasın sorun değildir.Çocuk sorunun çözüme ulaşma serüvenini ve sevincini adım adım yaşayarak  öğrenir. Çözüm yollarını serbest zaman içinde deneyerek bulur. 100’den fazla nesneyi teker teker çizip sayabilir, dört işlemi de kullanabilir. Kademe kademe yöntemin öğrenilip sırayla yükselen genel eğitim sisteminden farklıdır.

Yeni yollar, yeni patikalar arayarak dağın zirvesine ulaşmak gibi değişik bir tecrübeyi yaşayarak çözüm yolunu bulmak, donguri sisteminin özüdür. Donguri öğrencisi , bir sorunun içinde serbest bir şekilde gezerek keşfeder , öğrenir.

NHK Educational

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s