Itoyama Hoca’nın web dergisi “Kurasukoto” editörüyle sohbeti

 

mg_2629

Son günlerde, Japonya’daki benim kursuma en çok Waldorf eğitimi ve Montessori eğitimini görmüş çocuklar geliyorlar.

Anaokuluna giderken memnun, fakat normal ilkokula devam ettikten sonra hayatın tarzını nasıl değiştireceğini bilemez olur ve araştırırken Donguri’yi bulurlar.

Waldorf ve Montessori eğitimi, “Büyükleri taklit etme” denilen ilk adımları birbirine  benziyor.  O yaşına kadar fazla teori gerekmediği için sistem iyi yürür, fakat ondan sonraki dönemde gereken yaşam tarzının değişimi konusunda yol gösterilmemektedir. Tarzı aynen “ Her şey çocukların temposuna göre, çocuklara önem vererek” devam edilirse sosyal beceriler eksik kalabilır.  Bu değişim 5-7 yaşlarında düzenli yönlendirildiğinde çok iyi bir bağlantı kurabilirler. Yoksa aşırı duygusal, çevreye uyma konusunda zorluk çeken, zayıf mantıklı bir çocuk olabilir.

İlkokul döneminde henüz benliği oluşmadan, belirsiz bir duyguyla çocukların kendilerini ifade etme yolunda durmanın aslında  olumsuz bir tarafı vardır.

Benliği oluşana kadar sadece bir şeyleri hissedip  tadını çıkartsınlar. “Output”, yeterli “İnput” yapıldıktan sonra doğal bir şekilde içinden akar.

Nobel ödülünü kazananlar, “Ben çocukken dışarıda çok oynadım ve bunlar sonraki hayatımı iyi etkiledi” derler. Çocuklar oyun oynarken beyinde düşünce yolları oluştuğu için o sözler gerçektir.

Bugünlerde çocuklar pek dışarıda oynamaz oldular. Okul, ödev, kurs için zamanın çoğu harcanır ve oyun için yeterli vakit kalmıyor.  Biz çocukken hava kararana kadar dışarıdaydık. Dağlarda saklı ev yapardık, çaylarda balık yakalardık.  Doğal bir şekilde düşünme yolları oluşurdu. Bizim zaten tecrübemiz vardı, düşünme yollarımız vardı, okul derslerinde konuları gösterirdi düzenlerdi, biz anlardık.  O şekilde her şey iyi giderdi.

Fakat şimdiki okul, “mantık, mantık eğitiminde” ”duygu, duygu eğitiminde” ayrı ayrı veriyorlar. Ayrı öğretilirse çocukların içinde onlar birbirilerini koparırlar.  Mantık kullanırken bazında bir duygu yok, duyguyu ifade ederken içinde bir mantık yok. Mantık ve duygu eğitimi birlikte verilmeli. Bunu küçük yaşta başlatabilmek için ben Donguri kulübünü kurdum.

Donguri matematik sorularını kullanarak duyguyu canlandırabilmenin bilinçli olarak yapılmasına odaklanır. Böylece temel oluşturulduktan sonra mantıklı konuları da dikkatli çözmeye çalışabilir olacaktır. Çocukların orijinal tecrübeleriyle bağlantı kurarak duyguları canlandırılmasına  teşvik edilir. Zor dereceli matematik sorularını çalışmalarına rağmen arada duygular da çalışır bir durum oluşur, mantık ve duyguyu birlikte bağlayan bir çekirdek oluşur. Bu çekirdeği büyütmeye çalışmak, en önemli şey diyebiliriz. O yüzden, Donguri matematik sorularını çalışırken cevap önemli değildir. Çalışırken düşünme yolları yaratılır, işte amaç bu.

Ben eskiden Japonya’nın büyük dershane zincirinde çalışıyordum. Yazın bir otel kiralayıp 100’ den fazla otobüsle binlerce ilkokul öğrencileri götürüp soru çözme kampı yapardık.

Anlaşıldı ki, onların yöntemi yüzünden öğrencilerin yeteneklerin çoğu mahvedilir. Çünkü öğrenciler sadece soru çözme robotu olur. Sınavları,  kalıpları ezberleme tekniğiyle geçmek mümkündür. Fakat o teknik yüzünden çok fazla çocuklar bozulur. Ben başka bir yöntemi bulmak için uzun zamandır düşünüyordum.

Biz resmi çizerek bir şey anlatırken çocuklar daha iyi anlarlar. Neden resmi görünce anlıyoruz? Çünkü beyin resmi kullanır. Biz bir şeyleri düşünürken sözcükle düşünmediğimiz içindir.

Canlıların tarihi incelediğinde, kambriyen döneminde gözler oluşmuş. Yaklaşık 540 milyon yıl önce, gözleri olduktan sonra canlıların düşünmeleri başlamış. Belki, ilk aşamalarda bir  duyu organıydı ve pek net olmayan görüntüyü görürmüş, bir dönemden sonra gözden gelen görüntüyü kullanarak imajı canlandırabilir olmuş.  Yakalayan ve yakalanan açısından bakıldığında, yakalayanın gözleri vardır. Karşısındaki canlının hareketini görür, anlar. Sonuç olarak yakalayan, yakalananın hareketini tahmin ederek harekete geçer olmuş. İşte bu “görsel imajının taşması, sekil değiştirmesi” olup “düşünme” kendisidir. Görsel imajını kullanarak düşünme becerisi öğretildiğinde herkes anlar olur, yapar olur. Anlamak, görmek demektir. Görmek, kafanın içinde canlandırabilmek demektir. O yüzden, sözcükleri resme dönüştürdüğünde onları anladı diyebiliriz. Sonraki düşünme aşamasında, canlandırılmış resmi “ taşıma, şekil değiştirme” işlemi yapılması gerekiyor. Bunlar gibi beyinin fonksiyonu uyandırabilme sınır yaşı bence 12dir. Bunu ispat etme nedenlerden biri, memelilerin hayatı, cinsel olgunluk yaşının 6-10 katıdır. İnsanın ise cinsel olgunluk yaşı, 11-12 yaşı civarındadır. Onun 10 katı, 120 yaşı olur, bu hayatın sınırı diyebiliriz. Canlıların çocuk yapabilir durumuna gelene kadar değişik fonksiyonları güçlendirmeleri gerekiyor. İnsanın en üstü fonksiyonu düşünmek olduğu için düşünme yolları da cinsel olgunluk yaşına kadar tamamlanır olmalıdır. O yüzden, çocukların 12 yaşına kadar duygu ve mantık ikilisinin de dikkatle yetiştirilmesi gerekiyor.

Tekrar ediyorum ki, eskiden dışarıda oynayarak kazandırıldığı düşünme temeli, şimdiki çocuklarda yeterli olmamasına rağmen okul, eski yöntemle aynen ders yapmakta. O yüzden çocuklar anlayamıyor, kabul edemiyorlar. Öyle ise ezberleme yapmaktan başka çare yok diye o yönden gidiyorlar.

Donguri sorularını haftada 1 ya da 2 sorudan fazla yapmak yasaktır. Bazen çocuklarını çok çalıştırmak  isteyen veliler oluyor, ama Donguri’nin sistemini bilmeleri gerekiyor. Donguri’de, temel düşünme yollarını yaratarak mantık da kazanırlar. Aynı zamanda duygu eğitimide yavaşça yapılır. Kendi orijinal düşünce yolu yaratmak için rahat hissetmeleri lazım. Ben velilere  çalışmada hafif bir yiyecek ve çay hazırlayın, yeterli zamanı ayrın diye söylüyorum. Benim kursuma gelen çocukların elinde de her zaman yiyecekler vardır. Canı istediği zaman çalışmaya başlayıp uygun bir anda bitirir. Yoksa fonksiyon kalkmaz. Bir bakalım düşünelim demezler.

Donguri’de, çözüm, ipucu vermek yasak diyorsunuz. Genelde büyükler önce çocuklara çözümü verip, eğitim öğretmektir diye düşünürüz.

Çözümü öğretmek, kalbe sokmak demektir. Gösterildiği gibi tekrar et diye zorlamak demektir. Bu kalp, başkasının düşünceleri olup çocuklar için kullanışlı olmayabilir. Öte yandan, resim özgürdür. Sayı sayma bile orijinal olabilir ve bunlar kuvvetlidir, başka konular üzerinde uygulanabilir. Benim elimde tüm Japonya’dan gelen 100,000 tane Donguri çalışmaları var, onlardan anlıyorum ki, 2.sınıf 2.döneminde iki bilinmeyen denklem sorularını çözüyorlar. Etrafındaki velilerin “Senin resmini görmek istiyorum, çizer misin?” sözünden başka söylemelerine gerek kalmıyor. İnsanın beyini zaten öyle program yapılmış. Donguri çalışmasında öğretmenin olması şart değil. Velinin rolü çocuklara engel olmamaktır. Bunu bilmeyen aşırı derecede müdahale edip engel olanlar var.

Okul ödevlerinde genelde aynı konuyu tekrarlama türü, kitap okuma gibi şeyler veriliyor. Aynı konuyu tekrarlama çalışması, basit bir iş olduğundan kolayca kuvvetlendirilir. Elektrikten bahsettiğimde direnç düşüktür, elektrik o yoldan gider.   Hep o türlü çalışmalar yapıldığında, karmaşık ve zor matematik problemi yaparım diye heveslenmezler. O yüzden, tekrarlama türü ödev ve Donguri çalışmaları birlikte yapılmaz. Örneğin, anasınıfı ve 1.sınıflara 5-10 dakika çizgi, harf çalışması yapıldıktan sonra Donguri soruları verildiğinde kafaları çalışamaz olan çok çocuklar vardır.

Okul notları da iyi, ödevleri de kendisi yapan çocukların velileri, evde ders çalışma tarzını değiştirmeden Donguri çalışmasını eklerler. Fakat çoğu devam edemezler. Tekrarlama türü ödev yaparken çalışma temposu hızlı olur. O hızlı tempo yaşam tarzı temposu olur. Aynı tempoda Donguri sorularını çözemezler.

-Donguri kitabımda velilerden gelen mektuplarda var. Bir anne kendi çocuğuna ödevini yap diye bağırıp dururmuş. Donguri yöntemini bildikten sonra annesi çocuğun ödevini yapar olmuş, çocuk annesine yumuşak bir şekilde kolay gelmesini dilemiş. O an annesi, daha önce kendi çocuğunu nasıl ezdiğini farkına varmış.

Anneler, kendi kullandığı sözlerin nasıl bir etki olduğunu bilemezler. Çocuklarla nasıl diyalog kurduğunuzu  bir günlük ses kaydı yapın diye rica ediyorum. Bunu uygulayan anneler tarzını değiştirebilir. Nasıl kendi çocuğunu ezdiğini anlarlar. Bunların hepsi çocukların stresi olduğunu için,  yok edildiğinde çocuklar yavaş yavaş özgür olur.

Ödev, çocukların yerine bizim yaptığımızda anlaşılır ki, ödevi yaptırmak için kullanılan bahanelerin bir tanesi bile isabetli değildir.

“İstemezse de senin sorumluğun olduğu için yapmaya alışın” gibi. Sorumluğun ödev olması şart değil. Mesela evden küçük bir odun getirmek de olur.

Böyle şeyler, ortada bir teori olduğu için söyleyebiliyorum. Okula gitmeyi bir kural olarak her kes kabul ediyor. Kabul ederek, çocuklara daha etkili olmak için neler yapılabilir, bunu düşünmekte fayda var. Bunlar sonraki hayatta bir tecrübe olur.

“Yaparak yaşayarak” eğitimini yanlış anlayanlar var. Ne olursa olsun yapsın, görsün diye fırsat veriyorlar. Halbuki çocuklar yeterli zaman kullanarak hissetme sürecine geçmeden bunlardan faydalanamazlar. “Okulda her hafta geziye götürüyorlar. Hafta sonları biz kurslara götürüyoruz. O kadar uğraşıyoruz ama neden çocuğumuz başarıyı yakalayamıyor” diyen veliler  vardır. Meşgul etmemek gerekiyor. Az olsun, bir tane olsun ama derin olsun, derin yaşasın.

Çocuklar 12 yaşında olana kadar düşünce yollarını tamamlaması gerektiğini söylediniz. Eğer 11 yaşında Donguri yöntemine başlamak istediyse nasıl yapabilirler?

Donguri soruları, bir yılda 100 tane çalışılır, 0mx den 6mx e kadar toplam 700 tane var. Mesela 5.sınıfta başlayanlar 2 yılda 700 soru çalışmak için günde bir soru düşer. Çocuğun gücü varsa ve ruh sağlığında sorun yoksa yapabilir. Ama genelde hepsi değil soruyu seçerek yaparlar.

Japonya’da Donguri sistemini kullanan çok sayıda etüt merkezleri ve kurslar var onlara imtiyaz hakkını veriyorsunuz ama bedelsiz destek vermenize şaşırdım.

Ben anaokulları ve ilkokulların Donguri’den faydalanmalarını umuyorum. Önemli olan o. Başlangıçta bir kez Donguri sorularını satın alırlarsa sonraki imtiyaz bedelsiz. Sistemimiz öyledir. Ben inanıyorum ki, ilk eğitim bilgi verir sisteminden Donguri’ye değişir diye. Donguri’nin ismi önemli değil ama sistem kalsın. Eğitmenler genelde çocukların notlarına bakar ama akademi gücüne bakmazlar. Donguri yöntemine başlamak için bir sermayeye gerek yok, imtiyaz bedeline gerek yok. Ve gerçekten etkilidir. Bunu fark edenler harekete geçerler. Eğer çocuklara hakiki akademi gücünü kazandırmak isteyen ise.

Donguri’ye başlatırken çocukların çalışma tarzını değiştirmek gerekiyor. Eğer o zamana kadar çocuğu mantıksız bir dersle zorlayıp ezdiyse, ilk başta velinin işi, çocuktan özür dilemektir diye yazdınız. Bu veliler için bir şok değil mi?

Eğitim, ebeveynliğin bir parçasıdır. Ebeveynliğin içinde mantıksız bir olay varken bunu bırakıp çocuğunu değiştirmeye kalkarsa da başaramaz. Önce veliler çocuklardan özür dilemesi  gerek. Hele 3.sınıftan sonraki çocuklar ise velinin bencil tarafını anlarlar. Gerçekten, içinden veli kendisi de değişmek istiyorsa, hatalarını kabul edip özür dilemeleri gerektir. Sonra kendi çocuğunun düşünme becerisini kazanmalarını istediğini, birlikte yeni bir yönteme geçmek istediğini iletmek gerektir. Özür diledikten sonra bazı veliler ifade ederler ki, nasıl rahat olduğunu, şimdiye kadar neden gereksiz konularda o kadar kızdığını.

Eğer velinin tarzı, ev ortamı çocuklar için stres kaynağı ise çocukların akademi gücünü yetiştirmeye engel olduğunu söyleriz. Çocuklar stresten beyini korumak için psikolojik bir zarla kapanırlar. Öyle ise çocuklara önemli konular da input yapılmaz olur. Ne kadar yetenekli çocuk olsa da beyin öyle karar verir.

Benim kursuma ilk gelen bir aile varsa, ilk önce annesinin tarzını yumuşatmaya çalışırım. Biraz sonra, yanında olan çocuk da rahatlar. Annesi “Ben çocuk için değil, kendi fiyakam için çocuğa kızıyordum””Kızarken aşırı duygusaldım. Telaşlıydım” diye anlar oluyorlar. Çocuk da onu hisseder, sonra eller çalışmaya başlar.

Bir 5.sınıf çocuğu yeni kursuma gelmişti, 2 hafta boyunca elinde kalem var ama hiç bir şey çizmedi. Anne-çocuk ilişkinde sorun yoktu, fakat geçmişte olan çalışma yönteminden farklı olduğu için kabul edememiş. Annesi hiçbir şey söylemeden yanında oturuyordu. 3.haftadan itibaren aniden çizmeye başladı. Annesinin ciddiyetini anlamıştı. Çocuklar, güvensiz ve tehdit altında ise harekete geçemezler.

Ben sistemi kurdum. Bunu yaygınlaştırmak, benim rolüm değil diye düşünüyorum.

Çocuklar, bizim geleceğimizdir. Benim senin çocuğunun demeden dünyada yaşayan çocukları yetiştiriyorsunuz.

Biz herkesin geleceğini yetiştiriyoruz.

Kasım 2013 Taizo Itoyama

Donguri club

Orijinal matematik sorularını 60 aylık-6.sınıfa kadar 7 yıl devamlı çalışarak, hayatını özgünce yaşamak için gereken düşünme becerisini kazandırmaya odaklanan eğitim yöntemidir. Çocukların kendi kendine resim-şemayı çizerek cevaba ulaşmaya çalışmaları özelliği vardır.

Düşünme becerisini yaratmak için önemli olan, doğru cevabını bulmak değil düşünme sürecidir. Yanında olan büyükler, çalışan çocuklara müdahale etmeden çocuklara uygun çalışma ortamını sağlar, bunu engelleyen okul ödevleri varsa ondan çocukları korur. Evde aileler tarafından da uygulayabilir, Japonya’nın şehirlerinde kurslar da mevcuttur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s