Düşünemeyen çocukları nasıl kurtarabilir?

B.R, 3.sınıfta okumaktadır. Bu sene matematik notu düşmeye başlamış. Ben gittiğimde  okul ödevini yapıyordu. 3 haneli 50 tane  bölme işlemini yaptı. İşlemleri oldukça hızlı yapıyor  fakat problemlere geçince yapamıyordu. Ailesi yanına geçip cevabını yazdırıyordu. Peki, bu çocuk neden böyle olmuş ve nasıl kurtarabilir?

Şimdi, lütfen aşağıdaki Donguri sorusunu hayal ederek dikkatli okuyun.

<0MX47> Tavşanın buzdolabında düne kadar 17 tane havuç vardı. Fakat bugün sadece 8 tane var. Kim gizlice yemiş belli değil.

Havucu yiyen tavşanların sayısı 3 tür. Tavşanların hepsi aynı sayıda havuç yediyse, her tavşan kaçar tane havuç yemiş olur?

B.R.’nin cevabı: 17:3= ?

O kadardı.

Yaşına göre okuma anlama becerisi olan çocuk olsaydı ilk üç cümleyi okuyunca havucun 9 tane kaybı olduğunu anlayabilir olmalıydı.

B.R.’nin kafasından 17 tane havuç olan buzdolabı ve 8 tane havuç olan buzdolabı geçiyor. Bu iki imaj, iki tane fotoğraf gibi duruyor ama film gibi bağlantı yok.

Okuma anlama, sadece cümlenin canlandırılması değildir. Canlandırıldığı imajı işlemek (oynatmak) gerek. 17 tane havuçdan 9 tanesi gitmiş ve 8 tanesi kalmış. Bunu tahmin etmesi lazım.

Peki, B.R.  neden bu beceriyi  kazanamamış? Ve bunun kazandırılması için neler yapılması gerek?

B.R.’e 17-8= işlemi verilince 9 diye anlar ve  yazar. Fakat 17-8=9 işlemini ezberlediği için yapabiliyor. 1.sınıftayken kaç kez çalıştı 17-8 işlemini, 100 kez  200 kez 1000 kez mi, ne yazık ki işe yaramıyor.

“çıkar, eksi, az, geride kaldı gibi kelimeler varsa (-) yi kullanacak” gibi öğretiliyorsa, çocuklar sadece büyük sayıdan küçük sayı çıkartıp bitirir. <0MX47>gibi  karşık soru olunca dört işleminin hangisini kullanacağını bilemez olup hemen vazgeçiyorlar.

Çocuklara gereken konu, salt işlemi ezberleyene kadar çok ve hızlı yapmak değil.  Bunlar beynin refleks ve yüzeysel fonksyonunu kuvvetlendirir fakat derin düşünmeye yol açmaz. Okuduğu cümleyi imaja dönüştürerek imajı işleme (Düşünme çalışması) yapmaktır. Yani cümleyi resim-şekile dönüştürerek çalışmaktır. Ödev için verilen salt işlemi günde birer tane bile yeterlidir. Kalan vakit, düşünme çalışması için harcanmalıdır.  Cümlede neler ifade edildiği tamamen canlandırmadır.  Sizin yapacağınız şey,  çocuğa yeterli zaman vererek az miktarda soruyu çalıştırmaktır.  Benim fazla ödevden şikayet etmemin sebebi; Çok miktar olup hızlı işlemeye yönlendirmeleri sonucu, çocukların düşünme tarzının derin düşünmeden uzak kalıp sıg düşünmeye sürüklenmesidir.

Okullarda 1.sıfnıfta genelde şekil çizme çalışması yapılıyor. Ödevler de öyle. Ama, A4 kağıdında 10 tane soru varsa olmaz.  1 soru olmalı.  İlkokul boyunca öğretmenler tahtaya şekil çizmekten kaçınmamalıdır. Hem de mümkün olduğu kadar somutsal olarak.  Bir tane tavşanı çizmek için 10 saniye bile yeter.  Çizilen  şeklin ötesinde, gerçek ifade edilenlerin ne olduğunu çocukların  hissetmeleri gerek.

Siz de bir düşünün, <0MX47> sorusunu tamamen resimle ifade etmek, nasıl olur? Bazı çocuklar,  <0MX47>için  3 sahne çizer. 1,dünkü buzdolabı 2,bugünkü buzdolabı 3, 3 tavşan, 9 tane havucu paylaşıyorlar.    Bazı çocuklar, boya kalemle boyuyorlar. Çocuk, doğru cevaba ulaşamazsa da önemli değil.  Bir soruyu kullanarak bu kadar derin anlayışa çocuğunuzu yönlendirebilirsiniz. O zaman, dershaneye gitmeden özel ders almadan en güzel eğitimi çocuğunuza vermiş olursunuz. Böyle devam ederek bir kaç ay sonra, çocuğunuz şöyle demeye başlar…”Ben matematik anlıyorum”

Donguri yöntemi, Japonya’da B.R.gibi birçok ‘düşünemeyen’ çocukları kurtarmıştır. Düşünemeyen çocuklar, sadece ilgisiz aileden değil, tersine 2-3 yaşından beri özel yuvaya verilip ileri eğitim alan, ana sınıftayken okuma-yazmayı bilen, basit matematik işlemini yapan çocuklar da mevcuttur. Çocukların takibinden, 4. sınıftan önce Donguri’ye başlayan çocuklar, genelde 6 ay civarında okuduğu sınıfa uygun okuma anlama becerisini kazanmaktadır.

Okuma anlama becerisini kazandırmayı engelleyen sebeplerinden birkaç tanesini sıralamak istiyorum.

Okuma yarışması (dakika içinde kelime sayarak); Çocuklar için en önemli konu, ne hızlı okumak, ne güzel okumaktır. Yavaş, dikkatli, hayal ederek okumaktır. Hayal etmeden hızlı okumaya bir kez alışınca bunu düzeltmek kolay değildir. Çocukların yeteneğini bozan tehlikeli yöntemdir. Siir ezberlemek için de fazla vakit harcanmamalıdır.

Ev ortamı olarak;

Her gün bilgisayar oyununu yapmaktadır. Beynin içinde refleks ve yüzeysel işlem yapan kısmını güçlendirir. Duygu, hassasiyet, ince, derin düşünme gibi insanca önemli fonksiyonlar yetersiz kalabilir.

Her zaman televizyon açıktır. Televizyon, insanın doğal temposundan aykırı olan programları gösteriyor. Görüntüleri kopuk kopuk olur ve korkunç dikkat dağınıklığına yol açabilir.

Anne baba, çocuğa kitap okumamaktadır. Televizyon, DVD, kaset gibi medyadan gelen sesler çocuklar için hızlıdır. Çocuklara en uygun ve etkili olan, sevdiği büyüklerin doğal sesidir. Oyuncu gibi okumanıza gerek yok. Çocukların hayal kurabilmesi için yavaş tempoda okuyun. Matematik sorularını resim-şekil çizerek çalışmak ile kitap dinlemesi, birbirlerine benzeyen yöntemlerdir. İkisinde de beyin sadece düşünmek (imaja dönüştürmek) için uğraşabilmektedir. (Bazen ‘hayal gücü’ deyince kendi kendine hayal kurup konuşmak gibi düşünenler var. Burada anlattığım konu, ondan değildir)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s