Dershanemizde Donguri’yi nasıl keşfettik

Japonya’da ilk-ortaokul çocukları için butik dershanede öğretmenlik yapan Kodama Hoca’nın bloğundan alıntı;

Bu yazıda yaklaşık 2 sene önce yaşadıklarım anlatılmaktadır.

 Ben Japonya’da ünlü bir dershanede 12 sene çalıştıktan sonra, bir butik dershane açtım.  Bu dershane açılalı 8 sene oldu.

Düşünme becerisini yetiştirme de ciddi düşünüyordum. Okulların öğretmenlerinin şekil çizmeden hemen işleme geçmeleri iyi değil diye eleştiriyordum.

Butik dershaneyi açtığım zaman kendime güveniyordum. Fakat başladıktan biraz sonra o güven hemen kaybolup gitti.

Ben okulda öğretilen sorulardan biraz zor soruları çocuklara veriyordum. O zor soruyu çözdürmek için, en temel soruyu örnek alıp tahtada şekil çizip çözümü öğretiyordum.

Bu öğretme tekniği, eski iş yerim olan büyük dershanede çalışırken kazanmıştım ve bu yöntemin iyi gideceğine inanıyordum. Gerçekten çoğu çocuk okulda gördüğünden zor soruları da çözer oluyor.  O aşamada. Fakat biraz geçtikten sonra gene çözemez oluyorlardı.  Hep aynıydı. (Büyük dershanede böyle şey yaşamadım. Oradaki çocuklar hızla soru cinslerini ezberleyebiliyorlardı.) Sınavlarda yükseğe çıkan çocukların hafızaları genelde iyidir. O yüzden ‘matematik ezberlemedir’ diyen kitaplar çok sayıda bulunmaktadır.

Düşünme becerisini yetiştiremediğimin farkındaydım. Fakat okul sınavlarında düşünme becerisi ölçülen sorular pek çıkmadığı için veliler bunu bilmiyorlardı. Ben değişik yöntem deneyip çocukların gücünü kuvvetlendirmeye çalıştım.  Ama bir türlü olmuyor… Ben çok yorulmuştum. Her şeyi bırakmak bile istemiştim. Ve, bir gün kitapevinde İtoyama Hoca’nın Donguri kitabını buldum….

Dikkatimi çeken çok konular vardı. En çok beni şok eden yeri;

“Basit salt işlemleri çok miktarda yaptırırsa düşünemeyen beyini yaratır.” 

Bu noktaydı.

Okullarda, dershanelerde, çoğu öğretmenler şöyle düşünüyorlardır. ‘Karışık konular temel konuların toplanmadır. Temel salt işlemleri hızlı yapar olursa zor konular da yapabilir.’ Bu, çok büyük bir yanlıştı. Uzun bir uykudan uyandı gibi hissettim.  Şimdi anlaşıldı ki, çocuklar iyi düşünmeden “Anlayamadım” diye söyleyip duruyorlardı.

Benim ‘şekil çizerek soruyu öğretmek yöntemi’ yanlış değildi. Fakat ilk önce şekli çizen, çocuklar değil benim olmam yanlıştı. Gerçekten, o büyük sorundu. Öğretmen tarafı, şekli çizerek “Bakın, bu soru böyle şekli çizerse kolay çözülüyor” “Evet, öyle” gibi öğretilirse, çocukların kendi düşünme fırsatını gasp ederek çözdürüyor demektir. Çocuklar kendiliğinden şekli çizmelidir. Fakat çocuklar kendi kendine şekli çizemiyorlar. Yazılı soruyu okuyup hızla şekli çizebiliyorlarsa öğretmenlerin derdi zaten yoktur. Onun için, birçok öğretmen şekli çizerek çözüm tekniğini öğretiyorlar. O zaman çocuklarının beyni çalışmıyor. Çözüm tekniğini izliyor ama gerçekten anladığı hal değil.  Çözüm tekniğini unutursalar gene öğretmenden tekniğini öğretilir. O an çözer fakat biraz sonra unutur. Bu nedenle, ne zaman olursa kendine şekli çizemez, soruyu çözemez.  Kısır döngüsüdür. Fakat bu problemin tamamını çözebilen harika soruyu kitapta buldum.

(Donguri kaliteli matematik soruları)

Karınca yolculuğa çıktı. Gideceği yer çok uzak olduğu için başlamış ağlamaya. Gözyaşları döküle döküle bir göl olmuş. Karınca çok susamış, o gölden su içmeye karar vermiş. Bütün suyu 6 kerede içerek bitirmiş. Bir içişte 3 damla gözyaşı içtiyse karınca ne kadar gözyaşı dökmüş?

 Nasıl bir şiir gibi cümleymiş. Okuyunca kafama net imaj geliyor. Bu cümleyse çocuklar şekli değil de resmi çizebilirler.

“Anladım, şekli değil resmini çizdirebilirsem”

Başka çözüm yoktu. Uzun zamanlardan sonra vardığım eğitim âlemiydi. Şimdi, tünel önünden bir ışık geliyor gibi hissettim.

 Ben Donguri sorularını çocuklara gösterdim.  Herkes “Bu ne ya? Hiç anlayamıyorum. Nasıl çözebilir?” Tahmin etmiştim. Tanımadığı soruları görünce denemeden vazgeçen çocukların olduğunu biliyordum.”Bu sorunun çözme yöntemi, tam cümleye göre resmi çizip rakamları yazılır. Ve soruya bakmadan reisime bakarak yavaşça düşünür. Çözemezse de, zaman sürse de önemli değil.” diye söyledim. Yazılı soruyu hiç sevmeyen çocuklar bile, yavaş yavaş, resmi çizerek konsantre başlıyor.”Üç ayaklı solucan mı?””Ödev makinesiymiş” oldukça eğlenerek çalışıyorlar. İyi, güzel gidiyor!

 Bir gün unutamayacak bir şey vardı…4. sınıf çocuklardan T ve Y, aynı donguri sorularını çözüyorlardı. Bu çocuklar, temel sayma tekniği iyi ama yazılı soruları iyi değil ve en çok ödev isteyerek çalışan çocuklardı.

 Maymun İ.Ö.Okulunda her sabah ağaçta jimnastik yapılıyor. Bugün hava güzel olduğu için ağaçta toplam 16 maymun var. 1.sınıftan 1 maymun, 2.sınıftan 2 maymun, 3. sınıftan 4 maymun var. Kalan maymunlar ise 4. 5. ve 6. sınıftan olup aynı sayıdalar ise 4. 5. ve 6. sınıftan kaçar maymun var?

 Bu soruyu okuyunca birlikte “Hocam anlayamıyorum!” Resmi çizmeyi söyleyince bir konsantre içinde çizmeye başladılar. 16 tane maymundan bir tane 1.sınıf, iki tane 2.sınıf, 4 tane üçüncü sınıf olarak yuvarlağa alınca 9 tane maymun kalır. Burada iki çocuğun elleri durdu.”Hocam, sonra ne yapacağım?” “Ne yapacaksın? Kalan 9 tane maymundan 3’er tane yuvarlağa alırsa bitecek ya!” diye söylemek istedim ama söylemeden, “Tekrar soruya bakın. 4.sınıf, 5.sınıf, 6.sınıfın sayıları nasılmış?” “Aynı sayı diye yazıyor” “O zaman, ona göre yuvarlağa alabilirsin” İki çocuk, aynı sayıda yuvarlağa almayı çalışıyor ama 3’er tane alınca 3 gurubu olacağı akıllarına geçmiyor. Önce 2 tane alıp, sonra gene 2 tane alıp “Aman..5 tane kaldı…kafam karıştı” diye başlarını ellerinin arasına alıyorlar. Ben de onlar gibi yüreğimde başımı ellerimin arasına aldım. Bu çocukları ben böyle yetiştirdim. Kendimi suçlu hissettim. Bu çocuklar okul notu oldukça iyi ve okul sınavlarında hep yüze yakın not alıyorlardı. Ama biraz karışık soru olunca cümleyi anlayamadıkları için düşünme becerisinin eksikliğini hissediyordum.

 Neyse….çok şaşırdım. Bu çocuklar 9:3’ü anlayamıyordu! 4.sınıf olmalarına rağmen….bu benim tahminden daha kötüydü. Tabiî ki 9:3=3 işlemi yaparlar. Fakat 9:3=3’ün gerçek anlamını bilmiyorlardı. Sadece bu çocuklar değil, başka yerlerde de bunlar gibi çocuklar mevcut mu acaba? Bu kadar kötü diye düşünemiyordum. 9 tane maymunu 3’er tane gruba ayrılamıyorlardı. Bunun bölme olduğunu bilmiyorlardı. O yüzden, zor soruları öğretsem de kafalara yerleşmiyor olmalıydı.  Çözme tekniği olarak ezberlese de, unutunca anlayamaz oluyor. Çocuklar yaptıysa anladı diye yanlış düşünebilir, öğretmenler. Donguri soruları, sadece düşünme becerisini yetiştirme değil şu anki çocukların gerçek durumlarını gösteriyor.

 Dershanemizde Donguri’yi kullanalı 1 sene geçti. Çocuklarımız  nasıl değişti?(okul notu değil!)

“Anlayamadım” diye bırakmaz oldular. Anlamazsa da resmi- şekli çizerek çözmeye çalışıyorlar. Fakat, acı değil. Çözdüğü an “Yaşasın!”diye poz veren de var. T ve Y de, oldukça zor soruları eğlenerek resmi- şekli çizerek çözüyorlar. Çözüm formülüne dayanmasa da mekanizmayı gözeterek çözebiliyorlar.

Bundan sonra, bizim çocuklar nasıl gelişecekler… Çok heyecanlıyım.    

 Ankmm notu; bu yazıdan başka, görsel düşünme becerisini geliştiren çocukların başarıları Kodama Bey’in bloğunda bulunmaktadır. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s