Japon matematik blog

ーfor your child and the other childrenー

5MX54 Donguri Çocukları Ocak 9, 2010

Kategori: Donguri çocuklarının defteri — ankmm @ 9:35 pm
Tags: , ,

<5MX54> Salyangozlardan Muri ve Roly, her gün ortanca yaprağını kırmızi bahçe, mavi bahçe ve beyaz bahçeye götürüyorlar. Muri, elindeki yaprakların 4/10’ü kırmızi  bahçeye, 5/10’i mavi bahçeye, kalan yaprağı beyaz bahçeye götürüyor. Roly,  2/10’si kırmızı  bahçeye, 3/10’ü mavi bahçeye, kalan yaprağı beyaz bahçeye götürüyor. Bugün kırmızı bahçeye getirilen yapraklardan Roly’in yaprakları,  Muri’nin yapraklarının 2 katıydı. Şimdi, Muri’nin beyaz bahçeye getirdiği yapraklar, Roly’in kırmızı bahçeye getirdiği yaprakların kaç katı oldu?

Oyun gibi Donguri sorularına devam edip hakiki akademi becerisini kazandırabiliyor mu? Japon kızı Paseri’nin defterine bakalım.

 Donguri sorularında kat problemi önemli yer almaktadır. Paseri, 3.sınıfın son döneminde 1.çalışmayı yaptı.  Muri’nin yaprak oranı kırmızı=4, mavi=5, beyaz=1. Rory’in yaprak oranı kırmızı=2, mavi=3, beyaz=5  yaprak olarak ifade etti. Fakat kırmızı bahçeye getirilen yapraklardan Rory’in yaprakları,  Muri’nin yapraklarının 2 katı yerini ifade ederken kafası karışmış. 1 den küçük sayıyla oranı ifade etmeye alışkın olmadığı için emin olamamış, sonuçta doğru cevabada ulaşamadı. Annesi, kızının gelişmesi için bir sene bekleyip tekrar bu soruyu veriyor.

  2.çalışmasını 4.sınıftayken yaptı.  Bu sefer sol taraf Muri’nin bahçesi, sağ taraf Rory’in bahçesi olup soldan beyaz, kırmızı, mavi diye ayrı ayrı yer oluşturdu. Muri’nin yaprağı □, Rory’in yaprağı o diye ifade etti.

Ortada yer alan kırmızı bahçedeki Muri ve Rory’in yapraklarını karşılaştığında, Rory’in (o×2), Muri’nin (□×4)yaprağının 2 katı olduğu için Muri’nin yaprağı □=4 ise Rory’in yaprağı o×2=8 olur. □/o=1/4 ilişkini buluyor. Muri’nin beyaz bahçesindeki 1 tane □ ve Rory’in kırmızı bahçesindeki o×2=□×8 karşlaştığında 1/8 cevabına uğlaşabildi.

Ortanca

 

Öğretmene fazla ödev vermeyin diyen veli olsun Ocak 7, 2010

Kategori: Beyin ve psikoloji — ankmm @ 10:58 pm
Tags: , ,

Pediatrist, çocuk psikilog uzmanı Dr. Nobuyoshi Hirai “Kızmadan disiplin” den alıntı;

Ben 30 senedir öğretmenler çocuklara ödevler vermesin diye ısrar ediyorum. Çünkü, evde aile eğitimi olur, ev işi eğitimi çocukların kişisel oluşumu için çok önemli anlam taşımaktadır.

Ev işini öğrenmek, çocukların hayat becerisini geliştirmek demektir. Anneler eğitimci olmadığı için çocuklar yavaş ders çalışınca sinirlenir, kızar. Ödev yüzünden aile ilişki bozulabilir. Bu, ödevin olmamasını gerektiren önemli nedendir.

Yetenekli öğretmenler, “Her çocuk için uygun ödevler farklıdır” demektedir. Fakat aşırı ödev veren öğretmenler, ödev miktarı artınca o kadar iyi diye düşünüyorlar. Bu yanlış düşüncesinden dolayı birçok çocukların dersten uzaklaşması nedeni olmaktadır. Onun farkına varamayan öğretmenler, velilerden istek gelince fotokopi kaç sayfa diye ödev veriyor. Sonuçta çocuklarının özgün duygularının gelişimine frene basılır, anne-çocuğun duygusal ilişkisini bozabilir. 

Çocukları öğrenme isteksizliğinden kurtarmak ve aile eğitimini zenginleştirmek için fazla ödev vermeyin diye öğretmene söyleyen veli olmanızı istiyorum. Yoksa çocukların kişisel oluşumu engellenecektir.

Ankmm: Türkiye’de ödev vermeyen okullar da var. Antalya’da bir kolejde ödev yokmuş. Müdür, “Biz yeterince çocuklara öğretiyoruz. Siz evde sadece çocuklara kitap okuyun”diyormuş. PISA sınavında iyi not almak için de  aile eğitimi çok büyük rolü olmaktadır.

 

K.B 3MX20 Amaç soruyu çözmek değil Ocak 2, 2010

Kategori: K.B'nin defteri — ankmm @ 11:14 pm
Tags: , ,

Donguri’ye başlayalı 11 ay olan K.B’nin defteridir.(3.sınıf)

K.B, cümleyi resmi  çizerken kafada cevabını çıkarttı. Resminde Yavaş salyangoz okuldan 25cm ilerdeydi.  Ben cümleye göre, yani Yavaş salyangozun parka gelmesine kadar  çizilmesini istedim.  Resim-şeklini refarans etmek değil, resim-şekli üzerinde cevabına kadar ulaşmak önemlidir.

Çocuk, bu sorunun cevabını çıkartmak için değil, ilerde daha karışık ve zor soruyu çözmek için resim-şeklinin çizmesini çalışmaktadır.

 

2 ay boyunca uğraşması ve üzerinde düşünmesi Aralık 31, 2009

Kategori: İ.B'nin defteri — ankmm @ 11:57 pm
Tags: ,

2.sınıf İ.B’nin defteridir. 1MX81 problemi 2 ay boyunca uğraştı. Bu soruyu toplam 3 saat çalıştı. Fakat, resmi-şekli çizerek uğlaştığı zaman beyin bilinç altında düşünmeye devam ediyor.  Uyurken bile!  Uğraştıkça İ.B’nin düşüncesi ileriyor.  Türkiye’nin sayılı  matematikçilerinin odaklandığı eğitim işte burada.  Bu kadar küçük çocuklar bile geleçekleşebiliyorlar. Fakat İ.B, okul ödevi  kısatıldığı için bunu yapabiliyor.  Hem (aşırı)ödev, hem de Donguri ise çocuğunuz bocalayacak. Stressiz ortamda insan en yüksek performans sağlayabiliyor.

Çocuklar çalışırken veli,  ipucuyu vermeye gerek kalmadığı için bütün veliler Donguri’yi evde yaptırabilir.

 

İ.B SBS 2009 7.sınıf 4.soru Aralık 25, 2009

Kategori: Donguri yöntemiyle SBS, İ.B'nin defteri — ankmm @ 10:40 pm
Tags: ,
4.     Onur,2800 TL’ye aldığı bilgisayarın ücretinin 3/7’ünü peşin olarak ödüyor. Kalan borcunu aylık en fazla 180 TL taksitle ödeyebileceğine göre, borcunu en erken kaç taksitle bitirebilir? 
 
 

Donguri’ye başlayalı 11ay olan İ.B.(2.sınıf) şekli çizerek nasıl düşündüğüne bakalım.

 28 tane 100 çizilip 2800TL ifade edildi.

100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 100 

7′ye bölündü.

(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100)

3 grup peşin ödendi
(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100(100 100 100 100(100 100 100 100)

Kalan 1600TL içersinde kaç tane 180TL mevcut?

180+20 180+20 180+20 180+20 180+20 180+20 180+20 180+20  
(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100)(100 100 100 100)

8tane 180TL var.

8kere 20TL,  160TL edip bir kezlik ödeme olur.

Cevap  9 kez   

 

Dershanemizde Donguri’yi nasıl keşfettik Aralık 24, 2009

Japonya’da ilk-ortaokul çocukları için butik dershanede öğretmenlik yapan Kodama Hoca’nın bloğundan alıntı;

Bu yazıda yaklaşık 2 sene önce yaşadıklarım anlatılmaktadır.

 Ben Japonya’da ünlü bir dershanede 12 sene çalıştıktan sonra, bir butik dershane açtım.  Bu dershane açılalı 8 sene oldu.

Düşünme becerisini yetiştirme de ciddi düşünüyordum. Okulların öğretmenlerinin şekil çizmeden hemen işleme geçmeleri iyi değil diye eleştiriyordum.

Butik dershaneyi açtığım zaman kendime güveniyordum. Fakat başladıktan biraz sonra o güven hemen kaybolup gitti.

Ben okulda öğretilen sorulardan biraz zor soruları çocuklara veriyordum. O zor soruyu çözdürmek için, en temel soruyu örnek alıp tahtada şekil çizip çözümü öğretiyordum.

Bu öğretme tekniği, eski iş yerim olan büyük dershanede çalışırken kazanmıştım ve bu yöntemin iyi gideceğine inanıyordum. Gerçekten çoğu çocuk okulda gördüğünden zor soruları da çözer oluyor.  O aşamada. Fakat biraz geçtikten sonra gene çözemez oluyorlardı.  Hep aynıydı. (Büyük dershanede böyle şey yaşamadım. Oradaki çocuklar hızla soru cinslerini ezberleyebiliyorlardı.) Sınavlarda yükseğe çıkan çocukların hafızaları genelde iyidir. O yüzden ‘matematik ezberlemedir’ diyen kitaplar çok sayıda bulunmaktadır.

Düşünme becerisini yetiştiremediğimin farkındaydım. Fakat okul sınavlarında düşünme becerisi ölçülen sorular pek çıkmadığı için veliler bunu bilmiyorlardı. Ben değişik yöntem deneyip çocukların gücünü kuvvetlendirmeye çalıştım.  Ama bir türlü olmuyor… Ben çok yorulmuştum. Her şeyi bırakmak bile istemiştim. Ve, bir gün kitapevinde İtoyama Hoca’nın Donguri kitabını buldum….

Dikkatimi çeken çok konular vardı. En çok beni şok eden yeri;

“Basit salt işlemleri çok miktarda yaptırırsa düşünemeyen beyini yaratır.” 

Bu noktaydı.

Okullarda, dershanelerde, çoğu öğretmenler şöyle düşünüyorlardır. ‘Karışık konular temel konuların toplanmadır. Temel salt işlemleri hızlı yapar olursa zor konular da yapabilir.’ Bu, çok büyük bir yanlıştı. Uzun bir uykudan uyandı gibi hissettim.  Şimdi anlaşıldı ki, çocuklar iyi düşünmeden “Anlayamadım” diye söyleyip duruyorlardı.

Benim ‘şekil çizerek soruyu öğretmek yöntemi’ yanlış değildi. Fakat ilk önce şekli çizen, çocuklar değil benim olmam yanlıştı. Gerçekten, o büyük sorundu. Öğretmen tarafı, şekli çizerek “Bakın, bu soru böyle şekli çizerse kolay çözülüyor” “Evet, öyle” gibi öğretilirse, çocukların kendi düşünme fırsatını gasp ederek çözdürüyor demektir. Çocuklar kendiliğinden şekli çizmelidir. Fakat çocuklar kendi kendine şekli çizemiyorlar. Yazılı soruyu okuyup hızla şekli çizebiliyorlarsa öğretmenlerin derdi zaten yoktur. Onun için, birçok öğretmen şekli çizerek çözüm tekniğini öğretiyorlar. O zaman çocuklarının beyni çalışmıyor. Çözüm tekniğini izliyor ama gerçekten anladığı hal değil.  Çözüm tekniğini unutursalar gene öğretmenden tekniğini öğretilir. O an çözer fakat biraz sonra unutur. Bu nedenle, ne zaman olursa kendine şekli çizemez, soruyu çözemez.  Kısır döngüsüdür. Fakat bu problemin tamamını çözebilen harika soruyu kitapta buldum.

(Donguri kaliteli matematik soruları)

Karınca yolculuğa çıktı. Gideceği yer çok uzak olduğu için başlamış ağlamaya. Gözyaşları döküle döküle bir göl olmuş. Karınca çok susamış, o gölden su içmeye karar vermiş. Bütün suyu 6 kerede içerek bitirmiş. Bir içişte 3 damla gözyaşı içtiyse karınca ne kadar gözyaşı dökmüş?

 Nasıl bir şiir gibi cümleymiş. Okuyunca kafama net imaj geliyor. Bu cümleyse çocuklar şekli değil de resmi çizebilirler.

“Anladım, şekli değil resmini çizdirebilirsem”

Başka çözüm yoktu. Uzun zamanlardan sonra vardığım eğitim âlemiydi. Şimdi, tünel önünden bir ışık geliyor gibi hissettim.

 Ben Donguri sorularını çocuklara gösterdim.  Herkes “Bu ne ya? Hiç anlayamıyorum. Nasıl çözebilir?” Tahmin etmiştim. Tanımadığı soruları görünce denemeden vazgeçen çocukların olduğunu biliyordum.”Bu sorunun çözme yöntemi, tam cümleye göre resmi çizip rakamları yazılır. Ve soruya bakmadan reisime bakarak yavaşça düşünür. Çözemezse de, zaman sürse de önemli değil.” diye söyledim. Yazılı soruyu hiç sevmeyen çocuklar bile, yavaş yavaş, resmi çizerek konsantre başlıyor.”Üç ayaklı solucan mı?””Ödev makinesiymiş” oldukça eğlenerek çalışıyorlar. İyi, güzel gidiyor!

 Bir gün unutamayacak bir şey vardı…4. sınıf çocuklardan T ve Y, aynı donguri sorularını çözüyorlardı. Bu çocuklar, temel sayma tekniği iyi ama yazılı soruları iyi değil ve en çok ödev isteyerek çalışan çocuklardı.

 Maymun İ.Ö.Okulunda her sabah ağaçta jimnastik yapılıyor. Bugün hava güzel olduğu için ağaçta toplam 16 maymun var. 1.sınıftan 1 maymun, 2.sınıftan 2 maymun, 3. sınıftan 4 maymun var. Kalan maymunlar ise 4. 5. ve 6. sınıftan olup aynı sayıdalar ise 4. 5. ve 6. sınıftan kaçar maymun var?

 Bu soruyu okuyunca birlikte “Hocam anlayamıyorum!” Resmi çizmeyi söyleyince bir konsantre içinde çizmeye başladılar. 16 tane maymundan bir tane 1.sınıf, iki tane 2.sınıf, 4 tane üçüncü sınıf olarak yuvarlağa alınca 9 tane maymun kalır. Burada iki çocuğun elleri durdu.”Hocam, sonra ne yapacağım?” “Ne yapacaksın? Kalan 9 tane maymundan 3’er tane yuvarlağa alırsa bitecek ya!” diye söylemek istedim ama söylemeden, “Tekrar soruya bakın. 4.sınıf, 5.sınıf, 6.sınıfın sayıları nasılmış?” “Aynı sayı diye yazıyor” “O zaman, ona göre yuvarlağa alabilirsin” İki çocuk, aynı sayıda yuvarlağa almayı çalışıyor ama 3’er tane alınca 3 gurubu olacağı akıllarına geçmiyor. Önce 2 tane alıp, sonra gene 2 tane alıp “Aman..5 tane kaldı…kafam karıştı” diye başlarını ellerinin arasına alıyorlar. Ben de onlar gibi yüreğimde başımı ellerimin arasına aldım. Bu çocukları ben böyle yetiştirdim. Kendimi suçlu hissettim. Bu çocuklar okul notu oldukça iyi ve okul sınavlarında hep yüze yakın not alıyorlardı. Ama biraz karışık soru olunca cümleyi anlayamadıkları için düşünme becerisinin eksikliğini hissediyordum.

 Neyse….çok şaşırdım. Bu çocuklar 9:3’ü anlayamıyordu! 4.sınıf olmalarına rağmen….bu benim tahminden daha kötüydü. Tabiî ki 9:3=3 işlemi yaparlar. Fakat 9:3=3’ün gerçek anlamını bilmiyorlardı. Sadece bu çocuklar değil, başka yerlerde de bunlar gibi çocuklar mevcut mu acaba? Bu kadar kötü diye düşünemiyordum. 9 tane maymunu 3’er tane gruba ayrılamıyorlardı. Bunun bölme olduğunu bilmiyorlardı. O yüzden, zor soruları öğretsem de kafalara yerleşmiyor olmalıydı.  Çözme tekniği olarak ezberlese de, unutunca anlayamaz oluyor. Çocuklar yaptıysa anladı diye yanlış düşünebilir, öğretmenler. Donguri soruları, sadece düşünme becerisini yetiştirme değil şu anki çocukların gerçek durumlarını gösteriyor.

 Dershanemizde Donguri’yi kullanalı 1 sene geçti. Çocuklarımız  nasıl değişti?(okul notu değil!)

“Anlayamadım” diye bırakmaz oldular. Anlamazsa da resmi- şekli çizerek çözmeye çalışıyorlar. Fakat, acı değil. Çözdüğü an “Yaşasın!”diye poz veren de var. T ve Y de, oldukça zor soruları eğlenerek resmi- şekli çizerek çözüyorlar. Çözüm formülüne dayanmasa da mekanizmayı gözeterek çözebiliyorlar.

Bundan sonra, bizim çocuklar nasıl gelişecekler… Çok heyecanlıyım.    

 Ankmm notu; bu yazıdan başka, görsel düşünme becerisini geliştiren çocukların başarıları Kodama Bey’in bloğunda bulunmaktadır. 

 

SBS de Başarı için dershane şart mı Aralık 24, 2009

Kategori: Uncategorized — ankmm @ 10:40 pm
Tags: ,

Gökhan Hoca’nın yerinden alıntı;

Bu yazım öğrenci velilerimize yöneliktir.

Şu an meslek sahibi olan çoğumuz zamanında dershaneye gitmişizdir çünkü dershaneye gidenler hep bir adım öndedir ve biz de geri kalmak istemeyiz.

 Bunlar bu yılki son OKS sistemi için de geçerliydi tabiki ÖSS için hala geçerli.

Fakat yeni SBS sisteminde bu sorun kökten değişmiş durumda.

Tabi çoğunuz “nasıl olur, sınav 3 yıla çıktı daha çok dershaneye gönderilme zorunda kalacak öğrenciler” diyeceksiniz.

Çoğumuz hep etrafımızdakilere bakarak hareket eder ve onların çocukları için yaptıklarını örnek alırız.

Artık bu sistemde gerçekten bunlara dur denildi sayın veliler.

Bu sistemde olanları size açıklayalım,

Olay şudur… ” Hem bize para verin, hem de çocuklarınız daha başarısız olsun ”

Dershanelerin SBS için size sundukları şey bunlardır.

“ben bu sene çocuğumu dershaneye gönderdim ve büyük bir gelişme oldu”

diyenler var çevremde.Eminim sizlerden de bunu söyleyenler vardır.

Çalışan çocuk zaten evde bile olsa belli bir süre içinde gelişim gösterir.

Şimdi…

Sakin ve tarafsız bir şekilde yazımı okursanız gerçeklerin farkında olacak ve hem kendinize hem çocuğunuza yazık etmeyeceksiniz.Size örneklerle bazı gerçekleri açıklamaya çalışayım.

  • OKS sisteminde öğrencilerimize derste anlattığımız konuların dışından sorular sorulmaktaydı. Örneğin bir üçgende alan konusunda şunu öğretiyoruz.”üçgenin alanı taban ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir”. Gel gör ki sınavda çok ağır sorular geliyordu.Bizim öğrencilere öğretmediğimiz ( ders kitabında ve planda olduğu kadarını anlatmaya zaman yetiyor) derecede ağırlaştırılmış sorular geliyordu. Örneğin bir dikdörtgenin içine üçgenler daireler çizilip öğrenciye soruluyordu.

Tabi mecburen öğrenci geride kalmamak için dershaneye gidiyor ve bunları dershanelerde öğreniyordu.

Öğrenci çok fazla bilgiye sahip olduğu halde uygulamada birşey bilmiyordu.

Kısacası öğretmenin derste anlattığının dışında çok fazla soru geldiği için öğrenci bu açığı dershanede kapatmak zorunda kalıyordu.

SBS sisteminde öğrencilerin öğrendiklerini günlük hayatta uygulaması isteniyor.

  • Bu yıl 6. sınıflardaki tam sayılar konusunun sorusuna bakalım.

“Aşağıdaki şehirlerden hangisinde sıcaklık farkı en fazladır?” diye bir soru var.

Soru çok basit. Öğrencinin konunun özünü bilmesi yeterlidir. Öğrenci sıcaklık farkı derken sayılara değil ,sayıların arasındaki uzaklığa bakması gerektiğini bilmelidir ve bunu bilmesi soruyu çözmek için yeterlidir.

Fakat OKS sisteminde olsa bu soru şu şekilde gelirdi —> 7-(-2) işleminin sonucu kaçtır ?

Öğrencinin burada ne yapması istendiği hazırdır, işlemi yapacak ve sonucu bulacaktır.Muhakeme yeteneği hiç sorgulanmamaktadır.

Neyse asıl konumuza dönelim.

  • Yukarıda OKS sisteminde soruların okulda öğretilenlerden çokf arklı olarak geldiğini anlatmıştım. Şimdi SBS de nasıl soruların geldiğine bir gözatalım.
  • SBS sisteminde sorular tamamen derste öğretmenin anlattığı konulardan ve öğretmenin anlattığı zorlukta sorulmaktadır.Yani çıkacak soruların benzerleri ders kitabında veya çalışma kitabında mevcuttur. Yani derste öğretilen müfredatın dışında ve derste öğretilenden daha zor bir soru sorulmamaktadır.Bu da dershane konusunda bizi biraz düşünmeye itmektedir.

Peki devam edelim.

(Tabi ben sizi Matematik üzerinden aydınlatmaya çalışıyorum fakat aynı şeyler emin olun diğer dersler için de geçerlidir.)

  • Yeni sistemin en önemli özelliği sınavda çıkacak olan soruların “okuduğunu anlama” türünde olduğu ve konunun mantığını bilmeden çözülemeyecek olması.Yani ezbere bilgiler bir işe yarayamayacak. ( Dershaneler öğrenciye test tekniği ve soruları hızlı şekilde çözmeyi öğretir.Konunun mantığını hiçbir zaman vermez, veremeye zamanları yetmez.)
  • Şu soruya bir gözatalım; Semra her diş fırçalamasında 15 Lt suyu boşa akıtmakta ve günde üç defa diş fırçalamaktadır.Semra normalde haftada 900 Lt su tükettiğine göre diş fırçalarken tasarruf yaparsa % kaç tasarruf yapmış olur.

Yukarıdaki soruda en önemli nokta okuduğunu anlama dır.Yani Türkçe yi iyi kullanma, bol kitap okuma…

Okuduğunu anladıktan sonra gerisi çok basit matematiksel işlemlerdir.

  • Dershanelere öğrenci göndermektense öğrencilerin en zayıf olduğu dersin belirlenip öğrencinin o dersten özel ders alması daha verimli olacaktır. Çünkü sorular gerçekten çok basit gelmekte.Öğrencinin başarılı olmak için tek yapması gereken şey
  1. Konuyu derste öğrenmek.
  2. Bol kitap okumak( Türkçe, yeni sistemde çok önemli hale gelmiştir.Her branş sorusunda okuduğunu anlama yeteneği sorgulanmakta)
  3. Konunun mantığını kavramaya çalışmak.
  4. Tekrar etmek.
  • Çocuklarını bu sene dershaneye göndermiş olanlar etraflarında çocuğu dershaneye gitmeyen ailelere bir sorsunlar çocukları kaç net yapmış ( tabi evde ders çalışan çocukların velilerine sorunuz ) Dershaneye gidenlerle çok fazla net farkı olmadığını göreceksiniz.
  • Bazı ailelerden dershanenin öğrencileri başarısızlığa ittiğini bile duymaktayım. Öğrenci 2 gününü harcayarak dershaneye gitmekte fakat hala eski sistemdeki gibi teorik ezber bilgiler öğretilmekte. Öğrenci de sınava girdiğinde bildiklerini bile yanlış yapabilmektedir.
  • Harcanan 2 güne mi yanarsınız yoksa o 2 günde öğrencinin dinleneceğine tam tersi yorulduğuna mı.

Önemli Not: Yeni sistemde artık gerçekten zeki olan öğrenciler başarılı olabilmektedir. Çünkü ezbere sorular çıkmayacaktır.

Örneğin 1/2:3/4 ( birinci kesiri aynen yaz, ikinci kesri ters çevir ve çarp ) bilirsiniz bu teorik bilgiyi. Zeki olmayan ama çok çalışan öğrenci de bunu yapardı.Ama yeni sistemde sorular böyle gelmeyecek.Öğrencinin bu işlemi yapması gerektiğini kendisi anlayabilecek. sonra işlemi yapacak.Yani zeka ve muhakeme gücü gerekli.

Öğrencininzin zeki olduğuna inanıyorsanız şunlar sizler için yeterlidir.

  1. Öğrencininz dersi derste anlamaya çalışacak
  2. Günlük tekrar yapacak
  3. Bol bol kitap okuyup okuduğunu anlama yeteneğini geliştirecek.
  4. Bol soru çözmek yerine konunun mantığını – özünü öğrenecek
  5. Daha da iyi olmak istiyor ve daha derin bilgiler istiyorsa istediği dersten özel ders alacak.

Dershaneye gitmeyen öğrencilerimize haftasonu ücretsiz kurslar vererek birçok öğrencimizin matematikteki başarılarını arttırdık.

Konu çok uzun ama size özünü özetlemek zorunda kaldım.

28 Temmuz 2008

http://www.sifircihoca.com/sbs-rehberlik/sbs-de-basari-icin-dershane-sart-mi.html

 

Öğrencinin fobisi ’Matematik’ ten alıntı Aralık 21, 2009

Kategori: Uncategorized — ankmm @ 11:02 pm
Tags: ,
— Prof. Dr. Ali Nesin (İstanbul Bilgi Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı- Program Koordinatörü): Matematik, zor olduğu için sevilmiyor. Ancak tek neden bu değil. Öğrencinin başarısı, not ve sınav sistemiyle ölçülüyor. Öğretmen de yeterince iyi öğretemiyor. Bu konudaki ders kitaplarını da yetersiz buluyorum. Bana göre başarı, öğrencinin problemi 10 dakika içinde çözmesi değil, o problemle 3 gün boyunca uğraşması, inat etmesi ve üzerinde düşünmesidir. Başarının notla ölçülmesinin bir şekilde değişmesi gerekiyor.—–

  Prof. Dr.Tosun Terzioğlu (Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi):  kısa zamanda, teknik bilgiyi vermek üzerine hazırlanmış. Öğrencilere problem üzerinde akıl yürütme sanatı öğretilmiyor. Zevkli olan kısmı gösterilmiyor. Dünya genelindeki diğer ülkelerde de durum aynı. Öğrenciye analitik düşünce tarzını benimsetmek lazım. Matematik, kafa yorulması gereken bir konu. Kimi çocuk bir problemi 5 dk içinde çözerken, kimi de aynı soru üzerine 3 gün düşünür. Bu, onun başarısız olduğunu göstermez. Araştırma yaparken, bir problem üzerinde saatlerce yoğunlaştığım, hatta çözmek için 1-2 yılımı verdiğim oldu.—- Ancak Türkiye’deki sınav sistemi çocuklara bu imkanı vermiyor. Gelecekleri test kağıtlarına bağlı olan öğrenciler, en kısa sürede, en fazla soruyu çözmek için yarışıyor. Bu öğretmek değil, bilgiyi yüklemektir.——-( Şeyda İpek Baykal Hürriyet İ.K. 19 Aralık 2009)

*******************************************************************

Donguri’yi kullanan  çocuklar, bir soru için 2 sene bile verilebilir.  Düşünmenin nasıl bir şey olduğunu 1.sınıftan, hatta ana sınıftan itibaren öğreniyorlar.

Mesela, 4MX21 sorusu ‘8.20′le 9.30 arasında yelkovan ve akrebin tam üst üstüne geldiği saati bulun. Not;dakika kesirlerle ifade edilir.’

Bu soruyu 4. sınıfta öğrenim gören çocukların çoğu kendi kendine çözemezler. Bu soru Anlayamadım defterine gidiyor.

Aynı soru, 6MX serisinde de mevcut. Çocuklar 2 sene sonra bu soruya tekrar karşılaşsın  diye. Bir çocuk, bu soru için toplam 11 kez çalıştı. Çözemezse de üzülmeye gerek yok. Belki ilerde çözülecek gün gelecek diye inanıyorlar. 

Japonya’da Donguri’yi kullanan çocuklardan matematik olimpiyatına çıkan, seviye belirleme sınavında Japonya 1.si olan da bulunmaktadır.     

 

Duygu Eğitimi ‘İnsanlığı yetiştirmesi’ Aralık 19, 2009

Japonya’da iki çocuğu Donguri yöntemiyle yetiştiren Harmony Hanımın bloğundan;

 Donguri teorisinin büyük özelliği, düşünme becerisi ve ruh gelişmesini birlikte olmasıdır.

Genellikle, eğiticiler düşünme becerisine bakar, çocuk psikiyatrları ruh gelişmesine bakar gibi geliyor.  Mesela, kendi çocuğunun okul derslerinde sıkıntı yaşıyorsa eğiticilerin yazılarını okur, çocuğun davranış bozukları varsa psikiyatrları ya da aile danışmanına başvurur.

 Donguri teorisinde eğitimin Öncelik sıra tablosu olup hangi yaşlarda çocuğun neleri yetiştirmek gerektiğini gösteriyor. Sosyal açıdan değil, biyolojik yönden bakarsak cinsel gelişimin tamamlanma dönemi, 12 yaş civarındadır. Bu yaşa kadar beyin ve ruh ikisi de olgunlaşıyor. Şimdi,  12 yaşında nasıl bir insana gelişmesi bekleniyor?

 —İnsanca muhakeme becerisini içiren düşünme becerisini tamamlama-

—İnsan şartı nedir? İnsanca muhakeme becerisi de içeren düşünme becerisine sahip olmaktır. Bu beceri, 12 yaşına kadar verilmiş duygu eğitimden bayağı etkilenmektedir. Alıştırılırsa mantıksal sonuca herkes ulaşabilir.  Fakat o mantıksal sonucu gerçekleştirmenin son kararı, insan duygusu yönetmektedir. Eğer kendi örücüsü “Her şey kurala göre yapılır” ise,  sağlam duygu ve kendilik yoktur. Sağlam ve sağlıklı duygu gelişmemiş çocuklar,  farklı standartla harekete geçer.  Zayıf mantığına karşılaştığı zaman duygusuz çocuk, o mantığını kabul etmekten başka çaresi yoktur.-

 Muhakeme kelimesinden anlaşılan, genelde duygu değil bilgi\mantıktır. Fakat Donguri teorisine göre, insanca muhakeme vermek için mutlaka arada duygu olmalıdır.

 Neden cinayete kötü diyebilir? Bu sorunun İtoyama Hoca’nın cevabı, 

-İyi-kötü ayrımı imkansızdır. Sadece olur mu? Olmaz mı? Ayrımı olmaktadır.-

 İyi- kötü ayrımın mümkün olmadığından dolayı, iyi-kötü gibi mantıksal karar değil, cinayet işlerken ruhsal direnmeyi hissederek, yani kendi duygusu hareketi durdurarak yapamaz haline götürmek için insanlığını yetiştirmelidir. Bu, insanca muhakeme becerisi demektir.

12 yaşında insan nasıl olmalıdır? Sadece düşünme becerisi değil, İnsanlık muhakeme içiren düşünme becerisini tamamlamış hal ise, o yaştan önceki döneminde yapılmamak gereken konu da belli oluyor.  Kendi duygusunu bastırıp yok etmektir. Daha akıllı olsun diye hızlı hızlı matematik soruları çözerken, duygular ortadan kaybolmaktadır. Güzel bir filmi  seyrederken öne hızlı sardırarak seyredilir mi? Konuyu anladı ama arada duygu yok, onun gibidir. Düşünme becerisinin zayıf olması da iyi değil. Fakat soğuk insan olmak ta korkunç şeydir. Donguri sorular nasıl yapılır? Yavaş, derin, sakince ve resim-şekil çizerek. Böylece hem düşünme becerisi hem de ruh gelişmesi birlikte elde edebilir. Bunların unutulmaması umuduyle.   

2009-09-14 Blog ‘Sözcüğün ötesi’(Japonca)

 

İ.B SBS 2009 6.sınıf 4.soru Aralık 17, 2009

Kategori: Donguri yöntemiyle SBS, İ.B'nin defteri — ankmm @ 2:18 pm
Tags: , ,

4.   Bir basketbol maçında Kerem ve Cemil toplam 140 sayı yapmışlardır. Kerem’in yaptığı sayının, Cemil’in yaptığı sayıya oranı 3/4 ’tür. Kerem ilk yarıda 18 sayı yaptığına göre, ikinci yarıda kaç sayı yapmıştır?    

 

Donguri’ye başlayalı 11ay olan İ.B’nin defteridir.(2.sınıf)

İ.B, hiç kimseden ipucu almadan çözdü. Soru çözme becerisini kendi  kendine kazanmış.  Kat sayısının ne olduğunu bilmeden kendiliğinden  7 diye buldu.(2)

Bir çok çocuklar Cemil’in yaptığı sayıyı düşünmeden 140:4×3 diye yanlış işlem yapıyorlar. Şekli çizince Cemil’in sayısı netleşiyor. Bu, Donguri’nin hedeflediği görünmeyen varlığını görebilmek becerdir.

İ.B, 2.sınıf olduğu için henüz çarpma ve bölmeyi okulda öğrenmedi. 140:7 işlemini kendi kendine yapıyor.(3)

İ.B, okulda çarpma ve bölmeyi öğrendiği zaman “bu ne kadar kullanışlı şey”diye sevinip derin derin anlayacaktır. Hemen uygulamaya hazır olacaktır.  Donguri yöntemi,  gerçekten etkili olan ön hazırlığını yaptırıyor.